KİTAP ÖNERİLERİ

Cervantes-Don Kişot

<p>Saavedra Cervantes’in La Mancha’lı Yaratıcı Asilzade Don Quıjote (Don Kişot) adlı eseri İsveç Nobel Enstitüsü’nün 2003 yılında elli ülkeden yüz yazar arasında yaptığı “Dünya Edebiyatında En Temel ve En İyi On Eser“ yarışmasında Sheaskpeare, Dostoyevski, Tolstoy gibi büyük yazarları geride bırakmıştır. Kitabın yazarı Cervantes Saavedra, 1547 yılında soylu ama yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Edebiyata öğretmeni Lopez de Hoyos gözetiminde şiirle başladı. Ancak edebiyat yoksulluğuna çare olamayınca başka alanlarda çalışmak zorunda kaldı. Önce bir oda hizmetçisi olarak İtalya Kardinali ile Roma’ya gitti. Roma’da çok kalmamakla birlikte, Madrid’in dar düşünsel ortamından hristiyan dünyasının merkezine gelmesi, dünyaya bakışını önemli ölçüde genişletti. Asker oldu, Osmanlı donanmasıyla yapılan İnebahtı Savaşı’nda kolunu kaybetti, Cezayirli korsanlara köle oldu. İspanya’ya dönebildiği 37 yaşında evlendi ve ilk romanı La Galatea’yı yazdı. Hala yoksuldu ve erzak görevlisi olarak çalıştı, ancak defterlerdeki eksiklikler ve yolsuzluk iddiaları nedeniyle hapse girdi. Bu arada güldürü öyküleri ve tiyatro eserleri yazıyordu. Mayıs 1595’te Zaragosa’da yapılan bir şiir yarışmasında birincilik ödülünü kazandı. İki cilt olan Don Kişot’un ilk cildi 1605 yılında basıldı. Kitap ilk basıldığı yıl beklenmedik bir başarı göstererek altıncı baskısını gerçekleştirdi. Tam on sene sonra kitabın ikinci cildi yazıldı. Cervantes ilk cildi eleştirenlere “İnsan ak saçlarıyla değil, yıllar geçtikçe bilenen zekasıyla yazar kitapları” diyerek cevap verdi. Bahçede kitap okurken gülme nöbetine tutulan bir öğrenciyi sarayın balkonundan gören Kral III.Philip’in “Şu adam ya deli ya da Don Kişot okuyor” dediği söylenir. Cervantes Don Kişot’ un ikinci cildinin yayınlanmasını takiben 22 Nisan 1616’da öldü.</p> <p>Cervantes, Don Kişot’un canlandırmaya çalıştığı idealler ile gerçeklik arasındaki fikir ayrılığını, o zamanın edebiyatının şiddetli eleştirisi ile gözler önüne sermiştir. Don Kişot ile Sancho Panza’nın (Don Kişot’un silahtarı) ölümsüz tipleri, karşıtlıklarıyla insanın iki yönünü simgeler. Ayrıca romandaki bütün tipler, ne kadar önemsiz olurlarsa olsunlar, bu iki temel figür karşısında silik kalmazlar; her biri gerçekle, yaşamla doludur. Söz konusu gerçeklik ve doğallık yeteneği Cervantes’in cömertçe yaydığı konuşmalarda görülür. Şövalyelik kitapları okuyan ve onların hayatlarından etkilenen Don Kişot onlar gibi macera aramak, mutsuz, yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım etmek ve adaleti sağlamak için gezgin şövalye olmaya karar verir. Böylece eski bir zırh kuşanır, cılız atı Rosinante’ye binerek onur ve zafer için macera peşinde koşar. Bu arada Dulcinea adını verdiği düşlerinin kadını yüzünden alaya alınır. Önce şövalye olarak kutsanması gerekir ve şato sandığı handa, hancı tarafından kutsanarak şövalye unvanını alır. Gurur içinde köyünün yolunu tutan Don Kişot çileden çıkardığı bir grup tüccardan iyice dayak yer. Acınacak bir biçimde evine getirilen Don Kişot’u yeğeni tedavi eder. Papaz ile berber bir araya gelerek onu yoldan çıkardığına inandıkları kitaplarını yakarlar. Don Kişot bu kez Sancho Panza adında safdil bir köylüye bir adanın valiliğini vaat ederek onu yanına alır ve yollara düşer. Başından komik ve trajik olaylar geçer. Yel değirmenleriyle savaşır, koyun sürüsünü ordu sanır, hanı şato sanıp para ödemeye yanaşmaz ve dayak yer. Buna benzer bir çok serüvenden geçer, çoğu zaman da yenilir ve dayak yer ama cesaretini kaybetmez. Berber ve papaz, toplumdaki diğer kişilerden farklı olduğu için deli olarak çağrılan Don Kişot’a oyun oynarlar ve onu kafese koyarak evine getirirler. Don Kişot evinde biraz dinlendikten sonra tekrar maceralarına çıkar. Panayırcıların aslanlarıyla dövüşmeye kalkışır ve ismini “Solgun Yüzlü” yerine “Aslanlı” ya çevirir. Bir çok serüvenden sonra kahramanlarımız, bir şato sahibinin konuğu olurlar. Burada da onu deliliklerinden döndürmeye niyetli bir örenci ortaya çıkar, göğüs göğse yaptıkları dövüşte Don Kişot yenilir ve evine dönmeye zorlanır. Evine döndükten sonra Don Kişot düşlerinin gerçekleşmeyeceğini görerek, maceralarından vazgeçer ve kahramanlıktan yoksun olarak gözlerini kapatır.</p> <p>Halim MERAL</p>